Eurasian Journal of Educational Research

Print ISSN: 1302-597X & e-ISSN: 2528-8911
Sezgin KIZILÇELİK
Türk Eğitim Sistemine Eski-Yeni Çekişmesinin Dışında Bakmak
10.14689/ejer.2015.59.9

Çalışmanın Temeli: Eğitim, toplumların sorunlarına çözüm üreten, karanlıkları aydınlatan, bireylerin yeteneklerini geliştiren ve insanları ferahlatan bir sistem olarak düşünülür. Fakat Türkiye’de var olan eğitim sisteminin durumu biraz farklıdır. Çünkü problem çözme etkinliği olarak görülen eğitim sisteminin kendisi bir probleme dönüşmüştür. Türk eğitim sistemi, en ciddi sosyal problemlerimizden birisi haline gelmiştir. Bu problem, özünde Türkiye’nin hangi medeniyete mensup olduğu (Batı medeniyetine mi yoksa Doğu medeniyetine mi) tartışmalarından kaynaklanmaktadır. Türk eğitim sisteminde “eski-yeni çekişmesi”, “Türk toplumu Doğulu bir toplumdur” diyenler (Batı karşıtları) ile “Türk toplumu Batılı bir toplumdur” görüşünü savunan kesimler (Batıcılar) arasındaki mücadeleden ibarettir. Söz konusu mücadele, 19. yüzyıldan günümüze devam eden Türkiye’nin Batılılaşması süreciyle doğrudan bağlantılıdır. Türk eğitim sistemi, “eski-yeni çekişmesi”nden muzdarip bir sistemdir. Makalede, her iki tarafın benzer sonuçlar üreten eğitim anlayışlarına sahip olduğu teması esas alınmış, Türk eğitim sistemi eski-yeni çatışmasının dışında değerlendirilmiştir.

Günümüzde Türk toplumu, “eski eğitim” yanlıları ve “yeni eğitim” taraftarları olarak iki büyük düşman kampa bölünmüş durumdadır. Başka bir deyişle, toplumumuz eğitimde “dinselliği” ön plana çıkaran “geleneksel eğitim sistemi”nden (geçmişe dönük özlemden kaynaklanan eğitimde dinin vitrine çıkartılması, din merkezli bir eğitimin referans alınması, dindar bir neslin yetiştirilmesi vb.) yana olan muhafazakâr kesimler ile eğitimde “çağdaşlaşma”yı savunan, “modern eğitim sistemi”nden (dine mesafeli olan laik eğitimden, akılcı ve Batıcı eğitimden) yana olan Batıcı kesimler arasındaki kavganın bir arenası haline gelmiştir. Türk eğitim sistemi, tarihinin en büyük “eski-yeni çatışması”na sahne olmaktadır. Fakat günümüzde işler biraz terse dönmüştür. Türkiye’de son yıllarda ilginç olan, muhafazakârların “yeni” diye öne sürdüklerinin daha çok “eski”ye (örneğin, eğitimde dinin, yani İslamiyet’in referans alınması, din eğitimi veren okulların sürekli açılması ve çoğalması gibi) gönderme yapmasıdır. Bu muhafazakâr “yeni”ler! karşısında Batıcı laik kanata dair sanki “eski”yi savunuyormuş gibi bir algı yaratılmıştır.

Kısaca, bu çalışmanın temeli, nüfusumuzun en önemli kısmını oluşturan çocukların ve gençlerin (bugünümüz ve geleceğimiz olan bireylerin) eğitim hayatlarını doğrudan ilgilendiren “eski-yeni çekişmesi”ne farklı bir gözle bakmaya, Türk eğitim sistemini söz konusu kısır döngüden kurtarmaya ve onu yeniden yapılandırmaya dayandırılmıştır. İşte, bu bağlamda, bu makalede, Türk eğitim sisteminin ana meseleleri üzerine odaklanılmış, ideal bir Türk eğitim sistemi nasıl olmalıdır? sorusuna cevap aranmıştır.

Çalışmanın Amacı: Makalenin amacı, Türk eğitim sistemindeki “eski-yeni çekişmesi”nin kuru bir gürültüden ibaret olduğunu ortaya koymak, bu çerçevede gerek Batı karşıtı muhafazakârların gerekse de Batıcıların savundukları eğitim anlayışlarının öğrenciyi yeteneksizleştirdiğini, öğretmeni merkeze aldığını, öğrencileri gereksiz ve hayattan kopuk bilgilerle kuşattığını, ezberciliği önemsediğini, disiplini ve korkuyu savunduğunu, öğrenciyi stresli, kaygılı, huzursuz, mutsuz ve yeteneksiz yaptığını göstermek, söz konusu çekişmede herhangi bir tarafta yer almadan yeni bir eğitim sistemi için bazı öneriler getirmektir.

Kanıt Kaynakları: Bu makalede, Türk eğitim sisteminin “eski-yeni çekişmesi” nedeniyle sağlıklı bir şekilde işleyemediği, hedeflerinin sürekli değiştiği, çoğu kez hedefsiz kaldığı, bir “yap boz tahtası”na dönüştürüldüğü, tutarlı olmadığı, Batı karşıtı muhafazakârların ya da Batıcıların iktidarları dönemlerinde sürekli olarak darmadağın edildiği gerçeğinden hareket edilmiştir. Türk eğitim sisteminin mutlu, neşeli, hayata bağlı, özgür, yetenekli, hünerli, bilgili, dürüst ve erdemli insan yetiştirmediği gerçeği, araştırmanın kalkış noktası olarak görülmüştür.

Ana Tartışma ve Sonuçlar: Eski-yeni kavgasının biçimlendirdiği Türk eğitim sisteminin manzarası içler acısıdır. Bu ürkütücü halin fotoğrafı insanlarımızın tamamını ilgilendirmektedir. Bu devasa fotoğraf karesinde her insanımız kendisine bir yer bulmaktadır. Bu sıkıntılı karede kimi insanımız ön planda/merkezde, kimisi kenarda/kıyıda, kimisi ise arka fonda bize bakmaktadır. O büyük resimde yer alanlar, okula giden öğrenciler, onları eğiten öğretmenler ve okuyanların ve okutanların aileleridir. Dolayısıyla o çerçeve içindeki herhangi bir sorun, sadece eğitimcilerin değil, aslında herkesin sorunudur. Bu makalede, Türk eğitim sisteminin hatalı yönleri ve kusurlu yapıları üzerine odaklanılmış, eğitim alanında kalıplaşmış ve köhneleşmiş olan “eski-yeni çekişmesi” olumsuzlanmış, öğrencileri daha mutlu edebilecek ve yeteneklerini keşfedip geliştirebilecek iyi/ideal bir eğitim sistemi nasıl olmalıdır? sorusuna cevap aranmıştır. Bu makalede, “eski-yeni çekişmesi”nden kaynaklı olarak çeşitli açmazlarla dolu Türk eğitim sisteminin sorunlu bir sistem olmaktan çıkartılması için şu öneriler geliştirilmiştir: İlk olarak, Türk eğitim sistemi, “eski-yeni çatışması’nın (muhafazakârların “dinî eğitim”, Batıcıların “laik eğitim” kısır kavgasının) bir alanı olmaktan çıkartılmalıdır. Bu çerçevede, eğitim sistemi, gereksiz bilgilerle öğrencinin zihnini ve bedenini mahveden, öğretmeni ve müfredatı merkeze alan, öğrenciyi dışlayan ve onu sadece ezberciliğe yönelten anlayıştan vazgeçmelidir. İkinci olarak, Türkiye’deki eğitim sistemi özgürleşmelidir, yani okul, öğrenciyi cezalandıran ve disiplin altına alan bir aygıt olmamalı, öğrenme etkinliği sadece okulla sınırlandırılmamalı ve okula gitmede öğrenciye büyük esneklik tanınmalıdır. Eğitim kurumları demokratikleştirilmelidir. Üçüncü olarak, okul, kuralcı, nizamcı, otoriter, baskıcı ve resmi bir kurum olmaktan ziyade, sevgiye dayalı, neşeli ve öğrencinin yeteneklerini geliştiren şen bir kuruma dönüştürülmelidir. Neşeye, sevgiye dayanan şen eğitim esas alınmalıdır. Son olarak, hayatın çok karmaşık ve çok katmanlı oluşu gerçeğinden hareketle öğrenciler, tek bir mesleğe göre değil, birden fazla mesleği yapabilecek bir şekilde çok yönlü olarak yetiştirilmelidirler.

Anahtar Sözcükler: Türk eğitim sistemi, ezberci eğitim, baskıcı eğitim, özgür eğitim, şen eğitim, ideal eğitim sistemi.

1117 Görüldü
2015 Sayı 59

Indexed By

 
#
Tamam